20 Ekim 2012 Cumartesi

Bütünüyle















Bazen çok üşüyorum. Bazen çok düşünüyorum. Bazen çok istiyorum. Bazen çok bıkıyorum. Bazen çok ağlıyorum. Bazen çok seviyorum. Bazen nefret ediyorum. Bazen çok şişmanım. Bazen çok zayıfım. Bazen çok kararlıyım. Bazen çok kararsızım. Bazen olmam gereken yerdeyim. Bazen söylemem gerekenleri söylüyorum. Bazen sevmem gerekenleri seviyorum. Ben hiç sevmem gerekenleri sevmiyorum. Bazen çok küçüğüm. Bazen çok büyüğüm. Bazen çok fazla yük var. Bazen çok boş hayat. Bazen düşünüyorum. Düşünüyorum. Düşünüyorum. Geleceğe gidiyorum bazen. Hiçbir şey görmüyorum. Yıllardır bilmiyorum. Ben hiç bilmiyorum. Bazen çok biliyorum. Bazen çok daha çok bilmek istiyorum. Bazen çok yazmak istiyorum. Bazen yaşamak istiyorum. Bazen mükemmel bir yazarım. Bazen dans etmeyi seviyorum. Ben hep dans etmeyi seviyorum. Bazen doğru olan o. Bazen doğru olan hiç o olmadı. Bazen çok güçlüyüm. Bazen hiç gücüm yok. Bazen konuşuyorum. Bazen susuyorum. Bazen insanlar umurumda değil. Aslında insanlar umurumda. Bazen çok çişim geliyo. Bazen kendim olabiliyorum. Bazen daha çok kendim olayım istiyorum. Bazen kendimi tanımak istiyorum. Bazen kim olduğumu kestiremiyorum. Keşke bilsem diyorum bazen. Bazen ne yapacağımı bilsem diyorum. Kim olacağımı bilsem diyorum. Ben hiç bilemiyorum. Zeki miyim bilmiyorum. Güzel miyim bilmiyorum. Yetenekli miyim bilmiyorum. Bazen ben bir HİÇim. Bazen her şeyim. Bazen varım. Bazen yokum. Bazen fahişeyim. Bazen feministim. Bazen komünistim. Bazen kapitalistim. Bazen faşistim. Bazen sana faşistim ben. Bazen kimsin sen. Bazen bulamıyorum. Bazen kafam çok karışık. Bazen gülümsüyorum. Bazen aşkla gülümsüyorum. Bazen üşüyorum. Genelde çok üşüyorum. 

Sanki herkes olması gereken yerde ben değilim gibi. Herkes kendisi için en yaşanası olanı bulmuş ben boşum gibi. Belki olmam gereken yer burası. Keşke hep yazsam, keşke çok yazsam, keşke yazabilecek kadar çok yaşasam. Keşke istediğim gibi yaşasam. Keşke nasıl yaşamak istediğimi bilsem ben. Hayatımızı kendimiz yazmıyoruz işte. Kim ne derse desin, hiçbir şey istediğimiz gibi değil. Üzerimize yüklenenler kadar güçlü değiliz. Düşünemiyoruz. Öylesine kelepçeliyiz ki. Öylesine elimizden bir şey gelmiyo ki. Keşke daha güçlü olabilsek. Keşke mantık diye bir şey olmasa. Gerçekler olmasa. Sadece çizsek, yeteneksiz olsak kaç yazar çizsek sadece. Şarkı söylesek, hissetsek. Keşke hayatta sanattan başka bir şey olmasa. Keşke bu bizim hayatımız olsa. Hissetmekten güzel ne var ? Dokunmaktan değil, ben hissetmekten bahsediyorum.  En küçük köşeye kadar. Titreten bir hissetmekten bahsediyorum ben. Ruhtan, başlı başında ruhtan ibaret olsak ne olurdu ? Ne gerek vardı ete, ne gerek vardı suya ? Keşke kendimiz çizebilsek dünyayı. Keşke dünya böylesine bize ait olmasa. Ya da keşke dünya her şeyiyle, hepimizin olsa. Ezilenlerin olsa dünya, güçsüzlerin olsa, hayal edebilenlerin olsa. Keşke bütünüyle sanatçıların olsa dünya, ya da kimsenin olmasa yine bütünüyle.  Keşke hepimiz acı çeksek, keşke daha çok acı çeksek. Keşke görebilsek hepimiz. Hepimiz Van Gogh gibi görsek, Mozart gibi görsek, Cahit Sıtkı gibi görsek. Tamamıyla kirli ya da tamamıyla temiz, tamamıyla aydınlık ya da tamamıyla karanlık görsek. Keşke tercihlerimiz olsa, daha iyi tercihlerimiz. Keşke bilim olmasa. Keşke yaz kış çıplak olsak. Keşke sadece dans etsek. Sadece acıkınca yesek. Gerekince gülsek, gerekince ağlasak. Keşke hepimizin tertemiz olsa kalbi. Arzularımız olmasa. Görmesek keşke, ya da bütünüyle görsek. Hepimiz kör olsak mesela. Hissetsek. 

Daha çok yürümeliyiz. Her yeri görmek istiyorum. Yeşil olan mavi olan gerçek olan her şeyi. Daha çok bisiklet olsa ortalıkta. Toprak olsa yollar. Biz toprak olsak. Çıplak olsak, yeni doğsak, konuşmayı bilmesek, yazmayı, matematiği bilmesek. Bilim olmasa. Sadece hissetsek. Bütünüyle. 

7 Ekim 2012 Pazar

Blogspot dünyasının en gerzek yazısı olduğuna iddaya girerim

Dün günlüğümle birlikte uyudum, bu nedenle sabah kalktığımda yatağımın altındaydı. Ödevimi hala bitirmedim, bacağım yara ve yürüyemiyorum. Fırat bi tivitler atıyo bana laf mı sokuyo diye düşünüyorum ama, bana laf sokuyosa da, anlamadım ki neden saldırıyo, sorunum yok onunla şahsen. Her neysee, okul iyi ehe. Ne yazayım bilmiyorum. Bi tane çocuk vardı lan, ehe deyince aklıma geldi, tumblrı vardı ama neydi ki adı tee unuttum. Çocuğun adını hatırlıyom da tumblrının adını unuttum ne güzel gider okurdum. Off gugıl her şeyin altını kırmızı çizdi yaa, saçmalıyorum ben dimi ? evet.

Voleybola başladım, aşırı mutluyum. Bir şeylerle uğraşmıyoken hayat çok sikko. Ve abi, hiç kitabım yok açıkçası kitaba harcayacak param da yok. Kitap alacağıma sergiye giderim kafasıyla almıyorum ve çok mutsuz çok yalnız hissediyorum. İnsan kitapsız yaşayabilir miymiş ya, yaşayamaz abi. İnsan ne ile yaşar ? kitap ile yaşar valla. Bi de yazarak. Dün aldım günlüğü öyle şeyler yazmışım ki görseniz. Ama yazacak bi şeyim yoktu sadece yazmak istiyodum. Çişim var, çok üşüyorum filan yazmışım hep. Ya aslında ergen sayfalara yazsalar beğenirdim yani, çok artistik yazmışım çünkü çişim varı. Siz şimdi inanmıyosunuz ama (ashdajsbdnasd). Sonra işte, ha dün şey diye düşündüm en vazgeçilmez eşyamı kırıcam ya da zarar vericem işte. Döndüm baktım kulaklığıma içim acıdı, bi şey yapmadım hayatıma. Sonraaa zaten anladım ki hayatımın en vazgeçilmez eşyası telefonummuş. Sonra bi şey yapmadım ona da. Ya ona zarar gelse üzülmem zaten (ajshdajksd) ama mesela biri bi kitabımı yırtsa içim acır, evladı ölmüşe dönerim. Sen kebapsın ben dönerim.  Ahahah cidden yazacak hiçbir şeyim yok yaa, ama canım yazmak istiyo banane.

Dur hafta içi neler oldu, işte okul vardı hafta içi. Yeni çorap aldım mesela. Ya ben bu bilgisayara beş dakikalığına girmiştim ama olmadı yazı yazmaya başladım. Odaklanma eksikliği mi var acaba bende, konudan konuya. Ama cidden bazen odaklanamıyorum, ne gerek var ki yani. Kollarımda güç yok zaten sor basıyorum klavyeye. Ödevim var zaten. Zaten zaten, günlüğümden bişiler yazayım diyorum, oraya da üşenmişim yazamamışım çizmişim (SHJKAHSDMASND) çizdiklerim de çöp adam. Ayyy ne aptalım çok gülüyorum kendime.
Kendimi çok güldürüyorum çok komiğim bence. Narsistlikte son nokta eheheh öhöhö. Of uykum geldi. Şu bebişe bakın çok tatlı.

Körökö kö kö kö kö. Ya bloğum bu iğrenç yazıyla kirlendi. İşte sonraaa, portakal suyunu çok severim ben.

DÜN Bİ ŞARKI BULDUM ÇOK GÜZEL İŞTEEE, O ŞARKI OF DİNLEYİN SÖZLERİNE DE BAKIN DİNLEMEZSENİZ KAKASINIZ.
Juno çok güzel bir film. Ve bu kıza tapıyorum. Şarkı buu  . Dinlerken ağlayabilirim bence, kendimde bu potansiyeli görüyorum. Çok tatlılar be.  3. dinleyişimi gerçekleştiriyorum şuan, art arda.

İpeği ve ipeği seviyorum. Bilmem kaçıncı kez söylüyorum, kızımın adını ipek koyucam.
Üşüyorum, üşümeyi sevmeyen insanların kafasını yaşamak istiyorum.
Toprağı seviyorum, toprağı sevmeyen insanların kafasını yaşamak istemiyorum, korkarım lan ben o kafadan.
OF TAMAM YETER SUSTUM.

30 Eylül 2012 Pazar

ben başlık değilim

Uzun zamandır yazı yazmıyorum. Bu güzel eylül bitmeden bir kez daha yazayım dedim, kalktım bu saatte bilgisayar başına geçtim. Aslında anlatacak hiçbir şeyim yok, ya da anlatmaya değer gelmiyo, ya da anlatmak istemiyorum. Okula başladım, okulum gayet iyi gidiyo. Hayal ettiğimin tersine genelde bütün arkadaşlarım kız, erkekler biraz çekingen çıktı. Konuşmuyolar bile. Evet ıı... okul güzel, bazı sorunlu insanlar var ama onlar beni kasmaz. Kendi halimde geçinip gidiyorum, eğleniyorum dans ediyorum. Arkadaşlarım ben ortalıkta dans ederken "napıyosun kendine gel" diyen tiplerden değil, bana katılan tiplerden. Okulda çok kasıntı insanlar var ama o da onların sorunu, asla kasıntı olamam bünyeme aykırı. Ya açıkçası ben 10-11-12 olsam 9lara çok gıcık olurdum, neden bu kadar havalı filan olmaya çalışıyolar anlamıyorum, rahat davransanıza adam gibi, ama yok aa rezillik. İnsanların ben arkadaşlarımla eğlenirken aç gözlerle bakışı da çok hoşuma gidiyo açıkçası. Hayatım boyunca bu böyle olmuştur, kasıntı insanlar rahat insanlara imrenir gözlerle bakmıştır hep. Ama hiç bizim gibi olamamışlardır. İnsanların etiketleri oldukları için üzülüyorum onlara. Karınlarına tekme atasım geliyo, fazla dik duruyolar, gereksiz bir diklik, burun çok havada. Neyse işte ben samimi kızlar çemberinin içine düştüm, ya da benim samimiyetimle öyle oldular bilmiyorum. Aaa, keşke oğlanlar da öyle olsa. İnsanın bi tane mi erkek arkadaşı olmaz lan, hani sevgili olmak için demiyorum yeminle, arkadaşım yok amınakoyiyim.
Free takılıyorum şuan sevgilim filan yok. İstemiyorum bıktım herkesten. Eğlenmek istiyorum sadece sanırım. Hiiç oğlanlara bakmıyorum başım eğik. Öğretmenleri sevdim, ingilizceci hariç. Mal karı. Tatlı insanlar hepsi. Ama tembellik ediyorum biraz bakalım sonumuz nasıl olacak. Oturup test çözen insanlardan korkuyorum açıkçası, benim olayım genelde yatmak. Okuldan gelince yatıyorum, sekiz ders çürüyorum arkadaş. Bir de zaten voleyvola çağırıldım, iyi oldu gibi bilemiyorum. Yoruluyorum ama eğleniyorum okulda, okul olsun diye bekliyorum resmen. Arkadaşlarımı çok sevdim eheh. Sooonra bişi diycektim unuttum bak. Ha hastalandım bi de, öyle yoruluyoruz ki. Salak gerizekalı milli eğitim bakanlığı 8 saat yaptı liseleri, ve 8. saatte öğretmenlerin ne yapacağını bilmediği seçmeli derslerimizi işliyor, daha çok boş dersler yaşıyoruz. Aman ne güzel boş ders demeyin, zaten canımız çıkmış, bir saat bir saattir arkadaş uyurduk o saatte biz.
Pek bir sosyal etkinliğe filan katılmadım açıkçası, insanlarla da ilk hafta tanıştığım kadar yani, çok fazla dokuzla tanışmadım. Eski okulumdaki iki sınıftaki öğrenci sayısının toplamı kadar 9. sınıf var okulumuzda 90 kişi. Hatta 80 filan. Kalabalık değiliz yani, herkesle tanışayım diyorum ama herkes de sıkıcı be, onlar gelsin tanışsın arkadaşım. Zaten hayatım boyunca insanları guruplandırdım ben, öyle yapmasam daha iyi olacak sanki. Bunlar havalı deyip hiç bulaşmıyorum, havalı oldukları için insanlara yaklaşmayınca onların gözünde ben havalı oluyorum. Ben öyle değilim arkadaşım, siz öylesiniz, öyleyseniz bana bulaşmayın. Ya tabii olabildiğince çok arakdaşım olsun isterim de ne bileyim işte.

Bu yazıya gece bir gibi başlamıştım annem kaldırdı beni bilgisayardan şuan saat üç, ne yazacağım unuttum haliyle. Tekrar okumaya da üşendim açıkçası. Şuan Queen dinliyorum. Annem ödev olmadığı sürece pc başına geçmemem gerektiğini söylüyo, umrumda değil. 15 tane soru çözdüm hakkım burası. Saat erken zaten ödevlerimi beş kez yaparım akşama kadar.
Bir de sürekli bilinmeyen arıyo kim ki o ?
Uzun zamandır kitap okumuyorum. Hayat garip kitap okumuyoken. Ne desem ki ? Chuck Palanhiuk kitabı okuyacağım, Günce.
Dans etmeyi seviyorum.
İyi günler, iyi aylar, iyi seneler, iyi ömürler, iyi sonsuzlar.

neden bu kadını koydum bilmiyorum, içimden geldi, tatlı bir insan 

14 Eylül 2012 Cuma

Sanki hayatımızın bir köşesinde tanışacak gibiyiz, tanışınca çok sevecek birbirimizi, martılardan bahsedecek gibi. 

Çimlerde, bulutlarda, denizlerde.

Bunu yaptırmadan ölmek istemiyormuş ipek. Unutmayalım bloğa koyayım, dedim.
Ben de mesela arkamda bir koleksiyon bırakmadan ölmek istemiyorum. Hiçbir zaman bir koleksiyonun sorumluluğuna erişemedim. Hiç olmadı. Param olmadı belki yeterince. Pul biriktiremedim sıkıcıydı, taşlarla ilgilenmiyordum, bilekliklerim olsun dedim gittiğim her şehirden, kaybettim hep. Bir keresinde bir filmde görmüştüm, kar küresi koleksiyonu yapıcaktım ama olmadı, hiç almadım. Çoraplarım var bir sürü, onlar olsun benim koleksiyonum dedim ama giyiyorum hep. Yırtılırlar mesela, atarım onları. Ayaklarım çok üşüyo. Hırka koleksiyonum olur belki. Evet. Hırka koleksiyonum olur. Tek bir hırkam, bütün koleksiyonum olur benim. Sonsuza değin yanımda olur.
Sonra atlı karıncaları severim ben. Binmeme izin vermiyolar hiç, binmedim uzun zamandır. Çok istedim, yalvardım bilet kesen insanlara ama kilo sınırı varmış. Küçükken binerdim, yine binmek istiyorum. Atlı karınca deyince aklıma berfinle emre geliyo, seviyorum arkadaşlarımı. Ne aptallar, aptallığıma katlanırlar. Carouselde böyle çiçekten tacı olan bi at vardı, benim atımdı o, hep ona binerdim. Yine binmek istiyorum.
Gezmek istiyorum mesela, bütün sergileri gezmek istiyorum, beklemek bilmek ve bir gün hepsini birden gezmek istiyorum. Her ay tekrarlamak istiyorum bunu.
En çok da ne istiyorum biliyo musunuz ? ama en çok istiyorum bunu böyle, çok istiyorum, bir yerin esnafınca tanınmak. Bütün esnaf tanısın beni, gideyim yanlarına "nasılsın mehmet amca" diyeyim, gülümsesinler bana istiyorum. Gideyim kitapçılara, çizgi romancılara mesela saatlerce sohbet edelim istiyorum, arkadaş olalım, oradan bir kahve içmeye gidelim istiyorum. Sıpcısacık olayım istiyorum, insanlar beni düşününce akıllarında kavhe, çay, en sevdikleri battaniye, hırkaları, atkıları gelsin istiyorum. Ben onları ısıtayım, sevgileri beni ısıtsın istiyorum.
Bir gün yalnız yaşıyo olmak istiyorum. Evlenene kadar ailesiyle yaşayanlar gibi değil. Bomboş evimde üç kat çorap, bir elektrikli sobayla donayım istiyorum. Güzel battaniyemle. Kazaklarımla.
Örmek istiyorum. Keşke daha kısa sürse.
En ucuz yerlerden en güzel şeyleri bulanlardan olmak istiyorum. AVMlerde değil, sokaklarda alış-veriş etmek istiyorum.
Kaçkar dağlarına gitmek istiyorum.
Bir gün, bir bardak şarapla, zevk alarak ısınmayı öğrenmeyi istiyorum.
Daha çok üşümek istiyorum.
Donarak ölmek istiyorum belki.
Gezerek ölmek istiyorum. Aşınmış ayakkabılarla, yaşanmış bir hayatla ölmek istiyorum. Çimlerde, bulutlarda, denizlerde.

6 Eylül 2012 Perşembe

mutluyum huzurluyum


Günlerim normal geçiyor. Sanırım bugün de, her zaman olduğu gibi, belli bir konu üzerine yazmıycam. Yazının  sonuna kadar neler olur belli olmaz. Ne konuşacağım hiçbir fikrim yok sanırım. Bir ilişki gibi bir şeyim yeni bitti. Kötü bitti, sanırım yani. Sonuç olarak bittiğinde benden nefret ediliyordu, hep öyle olur. Defalarca kez söyledim ben ilişkinin kötü tarafıyım diye. Aslında bu konu hakkında yazmak istemiyorum ama arkamdan konuşurlar diye korkuyorum ve bu neden umrumda bilmiyorum. Sadece ayrıldığım arkadaşın onu kandırdığımı düşünmesini istemiyorum, yaşadıklarımda dürüsttüm. Zaten yalan olsa o kadar uzatmazdım yani. Genelde yaşadığım her şeyin sonunda, ya da kaybettiğim herkesin, çok fazla ağlar kendimi parçalar beni hemen unuttu diye sinirlenirdim, profillerini takip ederdim. İlk defa böyle olmadı, ayrıldık ve bitti her şey. Mutluyum, bir blog yazmış onu okudum çok daha mutlu oldum. O mutlu olduğu için çok daha mutluyum. Beni unuttu, ya da bittikten sonra hiç üzülmedi diye çirkefleşmiyorum. Sanırım ilk defa karşımdakini düşünüyorum, bensiz daha mutlu olduğunu biliyorum, olacağını biliyordum. Benim için pek bir şey farketmiyor açıkçası. Bunu hemen hiç sevmemiş kandırmış diye algılamayın, ağlardım bile. Ama bu sefer ağlamadım. Mutlu olduğunu biliyorum bu bana iyi geliyo. Benim hayatım her zaman olduğu gibi, yokluğu iyi bile geldi. Biriyle birlikteyken hem kendimi hem karşımdakini yıpratıyorum sanırım. Çok garip bir haldeyim, çok huzurluyum kuş gibiyim. Hani bazı şeyler boşuna değil ya, ben de ona bir şeyler öğrettiğimi düşünüyorum -en azından benim gibi kızlara bulaşmaması gerektiğini- bu beni iyi ediyor. Bu sefer hiç üzülmedim hem de hiç.

Yeni bir sevgili için hazır değildim, yeni sorumluluklar yeni takıntılar için hazır değildim. Bu hazır olmayışlık hem onu yıprattı hem beni. Keşke en başından bulaşmasaydım diyorum. Benim yıpranmam umrumda değil, onun için yani. Benim gibi bir yükü kaldırmaya hazır değildi bence. Ama her ne olursa olsun, sanırım ikimiz de güzel anlar geçirdik, hoş anlar. Benden nefret etsin istemiyorum, beni iyi hatırlasın vee çok aşık olsun istiyorum, bana değil bir sürü başka kıza. Ve arkamdan dedikodu yapmasın eheh. Aşık olmak çok güzel bir şey, bana aşık olduğunu sanıyordu ama belki bir ay sonra belki bir hafta, ne şapşalmışım diyecek. Bunu desin, ama bunu derken beni gülümseyerek hatırlasın. Sevmesin aşık olmasın ama ben bir zamanlar onun hayatına girmiş manyak tatlı kız olayım, arkadaşı olayım. Ondan nefret ediyorum demesin. Umarım bu yazıyı da okur. 

Daha fazla ne diyebilirim bilmiyorum, hoş şeyler yazdım sanırım. Normalde bu konu hakkında konuşmazdım bile ama ne bileyim, bir yazıyı  hakediyo sanırım. Sonuç olarak mutluyum çok mutluyum, sanırım o da mutlu, benim için bir sorun yok yani.

Evet sadece bana gelince: Uzun bir zaman aşık olmaya hiç ama hiç niyetim yok. Sanırım okulda bir sürü oğlan arkadaşım olacak, sevgili olma işini de seneye saklıyorum, ya da en azından birkaç ay sonrasına, belki beş ?
Hala gidememiş olduğum dans kursuna gelince, annem okul devam ederken dershaneye babam ve ben de kursa gitmemi istiyoruz. Bunun için kendimi kanıtlamalı ve derslerimde gerçekten iyi olmam gerekli yoksa, bekle beni dershane. Ayrıca, bu yaz evimiz baştan tadilat olduğu için ve birkaç eşyamız değiştiği için ve benim okul masraflarım olacağı için maddi durumumuz şu aralar pek iç açıcı değil. Yani kötü de değil de, çok iyi de değil anladınız siz. O yüzden bir de dans kursunun maddi yanı var, babamların işleri okul sezonuyla birlikte açılırsa, ya da şok bir gelişmeyle emekli maaşları milletvekillerininkiyle aynı seviyeye filan gelirse kesin gidiyorum demektir. Babamın bir arkadaşının dans okulu varmış fenerbahçede, biz avrupa yakasında yaşıyoruz fenerbahçe anadolu yakasında kalıyor. Eğer o kursa gidersem her haftasonu vapur yolculuğu yapacak olmak da bana çok çekici geldi, denizi ve martıları seviyorum. Babamın arkadaşı olduğundan ders ücretlerinin de azalacağını düşünüyorum eheh. Bu yüzden bir sorun çıkmaz sanırım. Güzel olacak. Kış için umutluyum. Yaz için de umutluydum gerçi ama, bana birkaç şey öğretip gitti. Bu sene güzel olacak, çok güzel. Bekle beni yeni hayatım, geliyorum. 

not: zehrayı hala sevmiyorum, destina adamımsın
dipnot: bu şarkıyı çok sevdim