27 Mart 2012 Salı

Umut.

Sadece susalım ve bakalım. Nereye biliyo musun ? Bak şurası. Gördün mü ? Sen de oradasın. Sen sustun ben konuşuyorum. Aslında seni seviyorum, kendimi değil seni. Şuradayız işte, elin elimde, uçuyoruz. 

25 Mart 2012 Pazar

Merhaba ben yazıyorum.


Van Gogh sergisine gittik. Yaşadık. Sarıyı sevdik, sarıyı çok sevdik ve geldik. Zaten Doctor Who'da özel bölümünü yaptıklarından beri bizim en sevdiğimiz ressamdır Van Gogh. Ama resimlerinin bu kadar "hayat" olabileceğini tahmin edemezdim. Bi an transa geçtim sanırım. Herkes baba baba oturmuş resimlere bakarak olurken ben salonda dönüp dans ediyodum. Delirdim dedim, özgürdüm, çok çok özgürdüm. Başkalarını düşünmeden hareket etmeyi ne çok severim. Döndüm durdum salonda. Ve bi an dedim ki, benim yolum bu. Işığın savaşçısı bastığı anda yolun ona ait olduğunu bilir. Sarıyı çok sevdim, döndüm durdum. Paulo Coelho'yu çok sevdim. Bakmayı çok sevdim. Görmeyi çok sevdim. Boşluğu çok sevdim. Saflığı, çocukluğu...


18 Mart 2012 Pazar

Hâlâ inanıyorum ki, bulutların üstüne atladığımızda yere düşmeyeceğiz. Peggy Sue düşmemişti. 

Bıdı Bıdı

Yazı yazmamakta aştım kendimi, uuu biri izlemekten vazgeçmiş neyse canı sağolsun. Iıı... Nasılım ne ediyorum ne yapıyorum bilmiyorum. Çok salaklaştım, çok bıktım. Kendimi sorunlu takıntılı manyak ve yavşak orospu hissediyorum. Emin olun bu hiç hoş bi duygu değil. Arkadaş istiyorum, bir çok arkadaşım var ama yeni arkadaşlar istiyorum. Beni tanımasınlar, baştan bir "ben" yaratayım onlara. Ya da sadece "arkadaş" olduğum birkaç erkek olsun mesela, ben onlara yan gözle bakmayayım onlar da bana. İnsanları görünüşlerine göre ayırmayayım onlar da beni ayırmasın. Ya biz sadece arkadaş olalım. Gerçekten sadece bunu istiyorum.

Merhaba geleceğim, ben yasemin. Hadi bakalım sen mi ben olacaksın ben mi sen ?
Geleceğimin benim ellerimde olması çok çok büyük bi sorumluluk. Bazen dönüyorum kendime ve diyorum ki, ben daha küçücüğüm. Ama değilim işte. Çok uzaklarda bir sahilde dalga seslerini dinleyerek uzanmak isterdim. Denizin beni çağırışını, martıları, güneşi duyarak dinleyerek. Ama test çözmem gerek şuan. Ama çözmüyorum. Kendime sahili düşünmeyi ödül vererek ders çalışabilirim. Sahili, denizi sevmem bile.
Ablam beni gezmeye götürücek çarşamba günü ajsdhkasd. Kendime gelirim biraz. Sanırım baya agorafobiye filan sahip olmaya başladım. Dışarıya çıkmayı sevmiyorum,, büyük bi sorun oluyo benim için. Ne kadar çok evde olursam o kadar iyi hissediyorum. Dışarı çıkmamak için sürekli bahaneler buluyorum. Ama içten içe bir yerlere gitmek eğlenmek çok istiyorum. Kötüyüm sorunluyum orospuyum takıntılıyım çünkü İnternetten başka bir sosyal hayatım, uğraşım ve eğlencem yok. Ben böyle değildim lan. Kendimi iğrenç hissediyorum.
Daha çok kitap okumaya başladım. İnsan insan insansızlıktan ölüyorum. Ben aslında zombiyim. Bu gün sosyal testi çözücem bir sürüüüü eheheh. Deneme sınavında beş yanlış çıktı da.
Ya daha çok bıdı bıdı yapardım ben ama gidiyorum. Çarşamba konuşuruz görüşürüz.


3 Mart 2012 Cumartesi

Yase.

Çirkin şapşal yasemiiin. Adımı değiştirdim eheh ya aslında çok korkuyodum insanlar beni tanımaz filan diye ama zaten kim var ki tanıycak yani hiçbir yere yorum yaptığım filan yok. Her neyse saydamabalondum yase oldum. Uzun zamandır istiyodum bunu iyi güzel oldu. Ya sanırım bu en çok saçmaladığım yazım.

#bu gifi daha önce koymuştum. 

26 Şubat 2012 Pazar

Çocuk Hayalleri

Sana anlatacak çok şeyim vardı, gittin. Sadece senin dinleyeceğin hayaller, sadece senin "evet gerçekleşebilir" diyeceğin hayaller. Anlatamadan gittin. O bana anlatınca hayallerini çocukluk hevesleri bunlar derdim ama eminim o bana demezdi. Her neyse kendime de aynı şeyi söylüyorum çocukluk hayalleri bunlar ben bunun hayalini en son 8 yaşında kurmuştum belki 7, ama tekrar kuruyorum gerçekleşsin istiyorum. Ne de olsa hayal kurmak bedava, istemek bedava.


Evet çok çocukça çok aptal ve ulaşılmaz bir hayal olabilir ama ben dansçı olmak istiyorum. Anlattığım kişiler güldüler. Ben bile gülüyorum kendime ama istiyorum. Yazın dans kursuna gideceğim -insanlar bunu söylediğimde gülmeye başladıklarından dansçı olmak istediğimi kimseye söylemedim aslında. Bazen bazı şeyler için büyük fedakarlıklar gerekir, ona ulamak için. Benim vermem gereken bir fedakarlık yok, sadece ders çalışmalıyım ve bu  geleceğimi de etkileyecek sonuçta. Annem SBSde yaptığım iyi bir puan karşılığında beni dans kursuna göndereceğine söz verdi. Kısacası tek gereken ders çalışmam.
Yani hani bedenim de dansa uygun. Uzunum, inceyim, esneğim, bacaklarım uzun ve güzel açıkçası iyi bir fiziğe sahibim. Bazen önümde hiçbir engel görmüyorum. Önümde illa bir engel olacaksa o da benim. Kendimi kırıp hedefime odaklanmalıyım. Ders çalışmalıyım test çözmeliyim. Çünkü anladım ki hayatımda bundan daha üst merdivene koyabileceğim başka hiçbir şey yok. Anladım ki bazen en önemli şey benim.
Kendime dans etmek için şarkılar seçiyorum, dans ediyorum -baya şapşalım ama ihihi- hayal kuruyorum.
Bazen buraya yazmadan bir şeylere karar veremem, burası benim kendime söyleyemediklerim... Ama şuan işte tam da burada karar veriyorum, elimden gelenin fazlasını yapacağım ve istediğim şey yolunda hiçbir şeyin engel olmasına izin vermeyeceğim, kendimin bile. Ders çalışmak, tek gereken  bu yap yavrum şu işi birlikte yapalım !


Hani insanlar hayal kurarlar gerçekleşmeyince çocukları yapsın isterler ya, ben de böyle bir mallık yapacağım sanırım. Eğer bir kızım -ya da oğlum, neden olmasın ? - olursa onu küçük yaşta sokacağım bunun içine. Eğer bir gün gelip bana "istemiyorum" derse, "peki" derim ve onu asla zorlamam, kaderine yazılanı yapar. Babam da mesela benim atlet olmamı filan çok istemişti mesela voleybola başladım -hani spor olsun diye- ya aslında fena değildim ama biliyorum ben sanat için yaratıldım. Bıraktım voleybolu sonra. Ya aslında çok pişmanım güzeldi ama neyse boş verelim şimdi bunu.

video alakalı oldu mu bilmiyorum ama şu kızın hoplaya zıplaya şarkı söylemesi hoşuma gidiyo


Nasıl son versek bilemedim. Zaten her zaman en zoru sonlardır. Dans edeceğim. Ne kadar şapşal olsam da ya da ne kadar başarısız olsam da denemiş olacağım. Çaba vermiş olacağım. Kendimden bir şeyler katmış olacağım. Bir amacım olacak. Geriye döndüğümde çabaladım diyeceğim. Bunu yapacağım. Sadece yapacağım.
Okuduysanız teşekkürler, hayallerime ortak oldunuz.

19 Şubat 2012 Pazar

Salağım salaksın salağız

Nasılsın yavrum ?
Kendimi büyük hissetmeyi çok seviyorum. Kendimi büyük hissediyorum. Dans etmeyi çok seviyorum. Bu yaz dans kursuna gideceğim. Paulo Coelho'yu çok seviyorum, kısmen hayatımı mahvetme yoluna girdi ama aklım başımda. Duygularımı dibine kadar yaşamaktayım ama 2 ay biraz robot olamalıyım. Ama sınav derdi olmayan insanlara öneririm. Hayata bağlıyo -duygusal olarak- ve hayattan koparıyo -mantıksal olarak. Bu günlerde çok bilmiş bir insanım.Güzel giyiniyorum bence. Konudan konuya atlamaya üstüme yoktur. En iyisi bence. Bi de avrupa yakasında bi adam vardı unutmayalım. Az önce çocuğun teki bana sus yeter gibi bişi dedi, arkadaşlar çok çok çekilmezim. Umurumda değil. Tek başıma da mutluyum.
Bu camianın en gereksiz yazarıyım sanırım. Oysaki paragraf sorularında "genç yazarlara tavsiyeler" konulu metinleri dikkatle okuyorum. Bazen saçmalıyo olabilirler ama işte. Burayı seviyorum yaa. Ama başkalarının bloglarını okumakla ilgili büyük bi sorunum var sıkılıyorum çünkü. Ben de sıkıcıyım tamam ama onlar da sıkıcı ne yapayım. Ama ablam çok sever mesela. Bi gün vericem bütün yazıları teker teker okuyup yorum yapsın -yani başka bloglardaki.
1 saattir şu yukarıda "en iyisi bence" dediğim şarkıyı dinliyorum.
Salağım salaksın salağız. İsteyen salak değil sağlak olabilir. Şuan tek elle yazıyorum. Tek ve sol elle. Her türlü salağım yani. Salam var bi de. Selam da var.
Ben hiç gerçekten bi konu üzerinde yazı yazmadım. Beni izleyen 73 insanın aklından zoru ne ki. Zorla filan. Döve döve izlettim aslında. Gerçekten bazıları öyle oldu.
Ablam geldi döner almış tavuğun delisiyim gidiyorum ya yine yazarım.