
Hayatım boyunca onlardan biri olmamak istedim. Hayatım boyunca sevgilisini arkadaşın üstünde tutan insanların arkasından konuştum. Hayatım boyunca sevgilisini geri kazanmak yapabileceği her şeyi yapan kızlardan olmadım ben. Bazen sevdiğim çocuk başka bir kızla sevgiliyken, ne kadar elimde olsa da ayırmadım onları. Neden böyle oldu ? Gözümü nasıl kararttım bu kadar bilmiyorum. Neden ona yalvardım bilmiyorum. Ona her şeyden çok inanıyodum belki bundan oldu, ağlasam yalvarsam ister beni dedim istemedi. İsteseydi ne olacaktı ki ? Yalvararak kazandığım birisiyle ne kadar olabilirdi ki ? O her zaman benden bir basamak yukarıdayken nasıl olabilirdi ki ? Benim hayatımda ondan başka hiçbir şey yok mu da gözümü bu kadar kararttım ?
Ben dün gece onlardan biriydim. Ben dün gece sevgilisi için dünyayı yok edeceklerdendim. Ben dün gece o iğrenç kızlardandım, unutamayan kızlardan, çirkef kızlardan, ağlayan kızlardan. Ben bunu hiç istemedim.
Olmadığınız biri haline dönüşmek hayattaki en korkunç şeylerden biri. Pottermore beni Slytherine seçtiğinde üzülmüştüm ama ben asla bir Gryffindor olmamıştım ki zaten. Bunu dün gece anladım. Hayatın bir kişiye bağlı olmadığını dün gece anladım. Doğru kişinin o olmadığını dün gece anladım. Doğru kişi beni buna dönüştürmezdi. Doğru kişi olsa aşk her şeyin üstesinden gelirdi. Çünkü ben buna inandım. İnandıklarımdan geri dönmiycem. "Demek ki ruh-eşi diye bir şey yokmuş demiycem" "aşk her şeyin üstesinden gelmezmiş" demiycem. Aramaya devam edicem. Ben daha çok küçüğüm.
Hayatta her şey bir derstir. Bu da benim aldığım en ağır derslerden biri oldu. Ben dün gece umut beni istemedi diye ağlamadım. Ben dün gece umut benden nefret ediyo diye ağlamadım. Ben dün gece kendime ağladım. Ben dün gece dönüştüğüm kişiye ağladım. Ben dün gece yaşadığım korkunç duygulara ağladım. Ben dün geceki gurursuzluğuma ağladım.
Ama dün, duygularımdan hiç korkmadım. Onları sonuna kadar yaşadım. Küçük düşmek umrumda değildi, benim iğrenç olduğumu düşünmesi umrumda değildi, ne kadar yanlış olsa da, ben dün istediğimi yaptım. İçimden ne geliyosa onu. Ve sonuna kadar direnmek geliyodu, yalvarmak.
Hayata umuta aşkı öğretmek için geldiğimi sanırdım. Aslında o hayata benim kim olduğumu öğrenmemi sağlamak için gelmiş. Ne hallere düşebileceğimi göstermek için gelmiş. Duygularımın sınırlarını göstermek için gelmiş.
Belki çook egoistçe olacak ama özel olan o değil, benmişim. Tabii her insan özeldir ama, ben hiç nefret etmedim. Nefret etmek ışığın savaşçısının yapacağı bir davranış değildir.
Kendimden nefret etmediğim için mutluyum. Birinden nefret edecek kadar çaresiz olmadığım için de mutluyum.
Söylemesi bile korkutuyo. Nefret. Kelimeler önemlidir. Kelimeler içlerinde duygular taşır. Hiçbiri alelade değillerdir. Nefret içnde öyle derin şeyler taşıyo ki. Öyle korkunç duygular döndürüyo ki içimde, içten içe bunu kimse haketmez diyorum. Ama şu işe bakın, ben hakediyorum.
Ondan nefret etmiyorum, onu sevmiyorum. İçimde olan en kötüsü. İçimde olan hiçbir şey. Onun için hiçbir şey hissetmiyorum.
Dün yaşamayı bir kez daha sevdim. Dün aşkı bir kez daha sevdim. Dün kalbimde kocaman bir aşk hissettim. Dün hissettiğim bir bireye dair aşk değildi. Dün hissettiğim güven vericiydi. Dün hissettiğim Tanrıya dair bir aşktı. Bunu hissetmek o kadar güzel ki. Dün gece çok huzurlu uyudum. Dün büyü adımlar attım ruhumda. Dün teslim oldum. Yalnız değilim deyince bebekler gibi uyudum. Herkes bugün bana iyi olup olmadığımı sordu. Sanırım hiç bu kadar iyi olmamıştım. Bu bana büyük dersler verdi. İlk defa gerçek bir Savaşçı gibi hissettim. Muhteşem hissettim. Ve anladım ki hayatta kimseyi, hiçbir şey yıkamaz.